AYAKLARIMIZ YETERİNCE SAĞLIKLI MI?

Merhaba, COVİD-19 pandemi sürecinde belki de etkileneceği aklınıza gelmeyecek bir bölgeden bahsetmek istiyorum sizlere: AYAK

Günlük yaşamımızda bizim için en önemli fonksiyonlardan biri olan yürümede primer görev gören ayaklarımızın sağlığına ne kadar dikkat ediyoruz? Belki en iyi ayakkabıları alıyoruz ayak sağlığımızı korumak için ya da acaba onlara kötü mü davranıyoruz?

Özellikle evden çalışan bireylerde ya da pandemi sürecinde evden eğitim gören çocuklarımızda ayakkabı kullanımının azalmasına bağlı olarak ayaklar düz tabanlık (pes planus) dediğimiz bir deformiteye daha yatkın oluyor. Daha önceki dönemlerde ayakkabılarımız bizim ayak biyomekaniğimize destek verirken ayakkabı kullanımının azalması ile ayağımızın iç tarafında yere doğru yakınlaşmalar görebiliriz.

Düz tabanlık (pes planus), ayak kaslarının zayıflamasının da eşlik ettiği, ayak iç tabanının yere doğru çökmesi ve ayak arklarının biyomekaniksel olarak bozulması durumudur.

Düz tabanlığı önlemek için yapılabilecek bazı çok basit egzersizler mevcut:

Parmak ucunuzda yürüyün

Topuklarınızda yürüyün

Bir çarşafı parmaklarınızla toplamaya çalışın

Bir şişeyi ayak altınızda yuvarlayın

Gördüğünüz gibi çok basit egzersizlerle dahi ayak sağlığınızı korumak mümkün. İleri dönemde diz, kalça ve bel ağrılarına yol açabilecek düz tabanlığı yenmek sizin elinizde…


COVİD-19 PANDEMİSİNE FARKLI BİR BAKIŞ

Bir yılı aşkın süredir Covid-19 Pandemisi hayatımıza çok büyük etkilerde bulunmakta. Pandemi sürecininde etkilenen pek çok grubun yanında belki de en çok etkilenen popülasyonlardan biri ise evde online eğitim gören çocuklarımız. Peki bu sürecin çocuklarımızı nasıl etkilediğini biiyor muyuz? Bu süreç sebebiyle şu anda ve ileride ne gibi sorunlarla karşılaşabileceklerini bilmek ve önlem almak bizim elimizde. Bu yazı serimizde Covid-19 Pandemi sürecinde evde onilne eğitim gören çocuklarımızı bekleyen sorunlarla ilgili bilgi edineceğiz.

Covid-19 Pandemi sürecinde evde online eğitim gören çocuklarımızı bekleyen muhtemel tehlikelerden biri postür (duruş) problemleri

Uygun olmayan pozisyonlarda ders dinlemeleri bu sorunda en önemli faktörlerden biri. Ayrıca evde yeterince fiziksel aktivite yapamıyor olmaları da önemli bir faktör. Bu sebeplerle çocuklarımızda Skolyoz (omurga eğriliği), boyun, sırt ve bel ağrıları gibi problemler açığa çıkabilmekte.

Şimdi size çocuklarımızın duruşlarını düzeltmek ve ağrılarının oluşmasını önlemek için iki çok önemli tüyo vereceğim:

  • Öncelikle çocuğumuza doğru oturuşu öğretelim.
  • Doğru ve dik oturuş pozisyonunda çocuğumuzdan her iki kalçasına eşit olarak oturmasını isteyelim.
  • Başının üzerinden bir helyum balonu ile çekildiğini düşünmesini ve yukarı doğru uzamasını isteyelim.
  • Sonrasında her iki omzunu aşağıya doğru bastırmasını ve kürek kemiklerini sanki bir kurdele ile arkada fiyonk yapılmış gibi birleştirmeye çalışmasını isteyelim.
  • İşte elde ettiğimiz bu duruş doğru oturma duruşudur. Çocuğumuzdan aklına geldikçe bu şekilde oturmasını istemeliyiz ve mutlaka kötü oturuş pozisyonlarının zararları hakkında bilgilendirmeliyiz.

İkinci tüyomuza geçersek;

Çok fazla tablet ve telefona maruz kalan çocuklarımızın tablet ve telefonu mutlaka göz hizasında kullanmalarını önermeliyiz. Öne doğru aşırı boyun hareketi yapmaları boynun arkasındaki kaslara aşırı yük bindirecek ve ağrılara sebep olacaktır. Bu sebeple mutlaka telefonu ve tableti göz hizasında konumlandırmak gerekir. Bunun için şekilde olduğu gibi kol diğer kolla desteklenebilir ya da her iki dirsek altına yastık konulabilir.

Bu dönemde çocuğumuzu desteklemek ve ufak bazı düzenlemeler ile çocuğumuzu korumak bizim elimizde. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere…


ÇENE EKLEMİ PROBLEMLERİNE YAKLAŞIM

Çene ekleminin (temporomandibuler eklem) vücudumuzda en sık kullanılan eklem olduğunu biliyor muydunuz?

Yemek yerken, konuşurken ve pek çok aktivitede çene eklemimiz ciddi stresler altında kalmaktadır.

Bu streslerin arttığı ve biyomeknaik yüklenmelerin bozulduğu durumlarda ise çene eklemi ile ilgili rahatsızlıklar ortaya çıkmaya başlar. Ağzınızı açıp kapatırken çene ekleminizden ses geliyorsa, bir taraf diğer tarafa göre farklı hareket ediyorsa ya da ağrı söz konusu ise o zaman çene ekleminizle ilgili bir problem olabileceği aklımıza gelmektedir.

Çene problemlerine sebep olabilecek durumlar:

Daha önce geçirilmiş bir travma (trafik kazası)

Psikolojik stres durumları

Diş eksikliği ya da uzun süreli diş problemleri sonucu

Bu sebeple eğer çene ekleminizde (kulak deliğinizin yüzünüze doğru olan ön kısmında) bir ağrı ya da rahatsızlık varsa mutlaka konuda uzmanlaşmış bir fizyoterapiste danışmanızı tavsiye ederim.

Fizyoterapistiniz tarafından uygulanacak manuel terapi, bantlama ve egzersiz gibi tedaviler ile çene problemlerinizden kurtulmanın mümkün olduğunu unutmayın.


DÜZENLİ AEROBİK EGZERSİZİN FAYDALARI

Düzenli yapılan aerobik tarzda egzersizin insan vücuduna yararları üzerine pek çok çalışma yapılmış ve bu çalışmalar sonucunda pek çok etkisi açığa çıkarılmıştır.

Haydi bu yazımızda bu etkilere bir göz atalım:

Vücut yağ oranı azalır.

Yağsız vücut ağırlığı artar.

Maksimum oksijen kullanımı artar.

Kalbin pompaladığı kan miktarı artar.

Sinuzal bradikardi gelişir.

Efor sonrası normale dönüş (toparlanma) hızlı olur.

İskelet kasının dayanıklılık özellikleri gelişir.

Kanda HDL- kolesterol (iyi kolesterol) artar, LDL- kolesterol (kötü kolesterol) azalır.

Akciğerde maksimal istemli ventilasyon artar.

Dokuların kanlanması artar.

İyileşme hızlanır.

Tüm bu etkilerinin yanı sıra hastalıklardan koruyucu etkilerinin de olduğu açığa çıkarılmış. Fakat aerobik egzersiz de diğer egzersiz çeşitleri gibi mutlaka bir profesyonel tarafından planlanmalıdır. Bu konu ile ilgili bir fizyoterapiste danışabilirsiniz.

Haydi bugün kendinize bir iyilik yapın ve egzersize başlayın. Emin olun pişman olmayacaksınız.


SKAPULAR DİSKİNEZİ NEDİR?

Omuz eklemi yaralanmaları arasında skapulaya yönelik yaralanmalar ikinci planda kalsa da omuz biyomekaniğinin korunmasında önemli rol oynamaktadır. Skapular diskinezi skapulotorasik eklemde karşımıza çıkan en önemli problemlerden biridir.

Skapular diskinezi, skapulanın pozisyon ve hareket paternlerinde görülen değişikliklere verilen isimdir. Yapılan çalışmalar baş üstü aktivite yapan sporcularda %61, yapmayan sporcularda ise %33 oranında skapular diskinezi görüldüğünü belirtmiştir. Skapular hareket paternlerindeki değişiklikler omuz yaralanmaları ile ilişkilidir. İnstabilite, rotator manşet yırtığı ve impingement sendromu olan kişiler, sağlıklı omuza sahip kişilerle karşılaştırıldığında skapular kinematik farklılıklar bulunduğu belirtilmiştir.

Üst ekstremite fonksiyonu pek çok faktöre bağlıdır. Bu faktörlerden en önemlilerinden biri kuvvetli ve stabil bir skapuladır. Bu sayede omuz eklem hareketleri gerçekleşir. Bu durumdaki anormallikler skapular rotatörlerin erken aktivasyonuna sebep olarak skapular kanatlaşmaya sebep olabilir.

Skapular diskinezi; ağrı, kas zayıflığı, kontrol kaybı ve krepitasyon gibi semptomlar ile ortaya çıkarabilir.

Skapular diskinezi en sık kas aktivasyonu veya koordinasyon değişikliği sonucu ortaya çıkar. N.thorasicus longus yaralanması, M. Serratus Anterior’un fonksiyonunu değiştirir. N.accesorius spinalis yaralanması M. Trapezius’un fonksiyonunu değiştirir. Meydana gelen bu iki fonksiyon bozukluğu anormal stabilizasyon ve kontrol kaybına sebep olur.

Skapular diskinezi konservatif olarak tedavi edilebilmekte ve ilerlemesi durumunda ortaya çıkabilecek omuz problemlerinin önüne geçilebilmektedir. Tedavinin amacı, optimal skapular fonksiyon pozisyonunu kazanmaktır.

Skapula, omuzda pek çok hareketin temel komponentlerinden biri olmasıyla biz fizyoterapistler için büyük öneme sahip bir kemiktir. Skapular diskinezi tedavisine dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, birincil ve ikincil semptom ve durumların etkin değerlendirme ve tedavisidir. Skapulanın da tedavi programı içine dahil edildiği omuz rehabilitasyon programlarının tercihi, fizyoterapistlere tedavi açısından büyük yarar sağlayacaktır.

Özünlü Pekyavaş N. Skapular Diskinezi. Turkiye Klinikleri J Physiother Rehabil-Special Topics 2017;3(1):7-13


FASYA: TEDAVİYE FARKLI BİR BAKIŞ

FASYAMIZI TANIYALIM

Fasya, tüm vücudumuzu saran 3 boyutlu bir konnektif doku ağıdır. Glikozaminoglikandan zengin su oranı fazla bir yapıya sahiptir.

Fasya dokusu, bazı araştırmacılar tarafından vücudumuzun sindirellası olarak tanımlanmaktadır. Yani, her işi yapar fakat kimse tarafından dikkate alınmaz.

Epidermis ve dermise çok ince iplikçiklerle tutunan fasya herhangi bir hareket ya da egzersiz ile mobilite sağlayabilmektedir.

FASYA İLE İLGİLİ İLGİNÇ GERÇEKLER:

Çoğu yaralanma aslında önce fasya düzeyinde olur.

Fasyanızda kaslarınıza göre 10 kat daha fazla duyusal sinir sonlanması mevcuttur.

Fasyanın bir hafızası vardır

Kinetik zinciri oluşturan yapılardandır

Fasya yapısının içinde düz kas hücrelerine rastlanmıştır.

  • Proprioseptif
  • İnteroseptif
  • Kinetik enerji depolama kapasitesine sahip bir organdır.

TEORİLER

Tüm kaslar bütündür ve fasya paketleri ile ayrılmıştır.

Vücutta bağlantılı “fascial line” lar vardır.

BİYOTENSEGRİTE

Fasyanın itme ve çekme kuvvetlerinden etkilendiği teorisidir.

TİKSOTROFİ

Fasyanın mobilitesi içindeki su miktarındaki değişimden etkilenir.

“FASYANIZIN SU MİKTARI NE KADAR FAZLA İSE O KADAR GENÇSİNİZ”

FASYA NASIL TEDAVİ EDİLİR?

AMAÇ: Fasyanın elastisitesini geliştirmektir. Bu sebeple yapılacak bütün manuel terapi uygulamalarının yanısıra epidermis ve dermisi mobilize edecek tüm uygulamalar fasyanın mobilitesini artırmaya katkı sağlayacaktır. Ayrıca foam roller ya da enstrümental yumuşak doku mobilizasyonları gibi teknikler de fasyanın mobilitesini artırmaya yönelik eksternal tekniklerdir.

EGZERSİZ İLE DAHA GENÇ KOLLAJEN MİMARİSİ MÜMKÜN

Fasyal mobilitenin artırılması için en önemli yöntemlerden biri egzersizdir.


TERMAL KAMERA VÜCUDUMUZDAKİ YARALANMALARI ANLAYABİLİR Mİ?

Termal kamera vücudumuzdaki ısı değişimlerini algılayabilen ve spesifik olarak belli bir noktayı ölçebilen bir kamera özelliğine sahiptir. Özellikle yumuşak doku ve fasyadaki yaralanmaya bağlı olarak açığa çıkabilecek ısı artışını görüntülemede termal kamera ile termografik ölçüm literatürde ve klinikte sıklıkla kullanılan bir yöntemdir.

Termografik ölçümün mantığını anlayabilmek için önce bazı noktaları hatırlamak gerekir:

  • Her cisim enerji, ısı ve ışık yayar. Bu ışıklardan bazıları gözle görülebilir ışık spektrumu içinde  yer alırken bazıları ise gözle görülemeyen ışık dalgaları içinde yer alır. Gözle görülemeyen ışık dalgaları termal kamera gibi ısıyı derecelendirebilen özellikli aletler sayesinde görülebilir. Termal kamera infrared ışığı algılayabilen özelliğe sahip bir cihazdır.
  • Yumuşak dokudaki herhangi bir yaralanma (overuse ya da travma) sonrası inflamasyonun ana belirteçleri ortaya çıkar. Bunlar; ağrı, ısı artışı, kızarıklık, şişlik ve fonksiyon kaybıdır. Bu belirteçlerden ısı artışı sadece yaralanan derin dokuda meydana gelmez, bölgenin deri sıcaklığında artışa sebep olur. Bu artışın belirlenebilmesi için termal kamera ile yapılacak termografik ölçüm noninvaziv ve maliyeti düşük bir ölçümdür.

Termal kameranın diagnostik amaçlı kullanımı ilk olarak Meme CA hastalarında öne çıkmıştır. Tümöral dokunun yarattığı ısı artışı termografik ölçüm ile belirlenebilmiştir. Sonrasında özellikle yaralanmış dokunun durumunu değerlendirmek açısından klinikte ve sahada sıklıkla kullanılmaya başlanmıştır. Sadece yaralanmış dokunun değil aynı zamanda yaralanmaların önlenmesi için de termal risk analizi ile antrenman esnasında fazla yüklenen dokunun belirlenmesi ve uygun programlara geçişin sağlanması mümkündür. Bunun yanı sıra sıklıkla kullanıldığı bir diğer alan da veterinerliktir.

Kızılötesi termografik ölçüm olarak da bilinen termografik ölçüm, vücut yüzeyinden yayılan kızılötesi radyasyonu alan ve işleyen bir termal kamera kullanır. Böylece termal kamera, cildin sıcaklık dağılımını kaydeder. Yapılan çalışmalar, subkuten ve derin dokuda oluşacak bir inflamasyon sürecinin süperfisiyal doku sıcaklığını ≥1°C değiştireceğini göstermiştir.

Termal görüntüleme için sıklıkla 120 x 90 piksel çözünürlüğe sahip termal kamera kullanılır. Yapılan çalışmalar termografik ölçümün klinik fayda ve duyarlılıkla tedavi sonuçlarının güvenilir ve geçerli bir ölçütü olabileceğini belirtmektedir. Teknolojik gelişmeler sayesinde termal kameraların sıcaklık değişimini algılamada insan eline göre 10 kat daha hassas olduğu belirtilmiştir. El ile tutulan kolay kullanımlı bir kamera olmasının yanı sıra cep telefonuna monte edilebilen aparatlar sayesinde de ölçüm yapılabilmektedir.

Yumuşak doku yararlanmalarında termografik ölçüm yaparken dikkat edilmesi gereken noktalardan biri vücudun anatomik olarak hangi bölgesinin yaralandığı ve ölçümün tam olarak doğru yerden alınmasının sağlanmasıdır. Bunun için çok iyi bir anatomi bilgisi gerekmektedir. Tam yaralanan bölgeden ölçüm alınabileceği gibi belli bir alanın ortalama sıcaklığını belirlemek de mümkündür.

Özünlü Pekyavaş, N., Cınar Medeni, Ö., Uzun, A., & Baltacı, G. Relationship Between Thigh Skin Temperature, Strength, Aerobic And Anaerobic Exercise Capacities in Sailing. Journal of Physical Education & Sports Science/Beden Egitimi ve Spor Bilimleri Dergisi 2017;11(2).

Duygu, S. C., Pekyavas, N. O., Uzun, A., Medeni, O. C., Baltaci, G., Er, F., … & Colakoglu, F. F. (2019). Muscle skin temperature responses for hamstring and quadriceps to aerobic and anaerobic test conditions in Turkish Olympic Sailing Athletes. Journal of Thermal Analysis and Calorimetry, 136(5), 2125-2130.

Gulsen, M.,  Ozunlu Pekyavas, N., Atıcı, E., & Sahin, F.N. (2018). Effects of kinesio taping on postural stability in young soccer players. Acta Medica Mediterranea, 34: 2037.

Cagatay, S., Pekyavas, N. O., Akpinar, E., & Baltaci, G. (2018). Effects of equine EDF taping on wound healing and edema control after surgical castration in stallions. International Journal of Advances in Medical Sciences, 3(2), 01-08.


HAYVANLARDA FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON YAKLAŞIMLARI

Fizyoterapi bilimi sadece insana özgü bir dal olmamakla birlikte insan dokusuna çok benzer bir doku da hayvan dokusudur. Yaralanma ve rehabilitasyon sürecine genel anlamda bakmak gerekirse doku iyileşmesi ya da inflamatuar süreç pek çok yönden benzerlik göstermektedir. Bu sebeple yaralanma sonrası uygulanacak fizyoterapi ve rehabilitasyon süreçleri de benzer etkiler gösterecektir.

Hayvanlarda özellikle yaralanma, cerrahi ya da hastalık sonrası uygulanan rehabilitasyon örnekleri bulunmaktadır. İnsan hastalarda başarıyla kullanılan birçok teknik, tedavi ve rehabilitasyon programı, hayvanlarda kullanılmak üzere kolayca adapte edilmiştir. Hayvanlarda fizyoterapi ve rehabilitasyon konusu veteriner hekimler ve hayvan sahipleri tarafından oldukça ilgi çekici bir konu halini almıştır.

Hayvanlarda fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamalarının bir limitasyonu hayvanlarla kooperasyonun insanlar kadar kolay olmamasıdır. buna rağmen hayvanlarda yapılan fizyoterapi uygulamaları gün geçtikçe artmakta ve yenilikler ortaya çıkarmaktadır.

Hayvanlarda fizyoterapi ve rehabilitasyon endikasyonları:

Ortopedik:

  • Postoperatif rehabilitasyon (kırık tedavisi, eklem cerrahileri, sublüksasyon ya da dislokasyonlar, artrodez, amputasyon, ligament/tendon tamiri)
  • Kas, tendon, eklem kapsülü ve ligamentleri içeren akut ve kronik yumuşak doku yaralanmaları (konservatif tedavi)
  • Dejeneratif eklem hastalıkları (uzun dönem yönetimi)
  • Kalça displazileri (konservatif tedavi)
  • Travma ve yara iyileşmesi
  • Lumbal, torasik ya da servikal ağrı

Nörolojik:

  • Postoperatif rehabilitasyon (spinal dekompresyon cerrahisi sonrası)
  • İntervertebral disk dejenerasyonları (konservatif tedavi)
  • Santral ya da periferal sinir yaralanmaları (brakial pleksus lezyonları)
  • Fibrokartilajinöz emboli
  • Denge/vestibuler problemler

Diğer:

  • Respiratuar durumlar (bronşit, atelektazi, pnömoni)
  • Yoğun bakım ünitelerindeki hastalar
  • Ağrı yönetimi
  • Obezite
  • Depresyon
  • Geriatrik bakım

HAYVANLARDA KİNEZYO BANTLAMA

Kinezyo Bantlama tedavisi yaralanmalarda sıklıkla kullanılmakla birlikte hayvanlarda son zamanlarda kullanılmaya başlanan bir tedavi yöntemidir. Bant, insanlardaki mekanizmalara benzer bir şekilde hayvanlarda da eklemleri ve kasları desteklemek, harekete yardım etmek ya da kısıtlamak ve dokunun homeostazise geri dönmesini kolaylaştırmak ve tüm diğer amaçlarla kullanılabilir.

Kinezyo bantlamanın veterinerlik bakımının yerine geçmediği, kullanımının bir klinisyen tarafından onaylanması gerektiği ve uygulanmasının eğitimli profesyoneller tarafından yapılması gerektiği unutulmamalıdır

2011 yılında ilk defa Equine Kinesio Taping® uygulamasına başlanmış, 2014 yılında atlar için özel olarak üretilmiş Equine Kinesio Tex® piyasaya sürülmüştür. Equine Kinesio Tex®, bitkilerden  üretilmiş hipoalerjik ancak atlar için özel olarak güçlendirilmiş bir yapışkan içermektedir. Yapıları aynı olmakla birlikte  yeşil, sarı, kahverengi  olmak üzere 3 farklı renkte bant üretilmektedir.

Sonraki dönemde ise Canine Kinesio Tex® Bant piyasaya sürülmüştür. Köpek dokusuna özel geliştirilmiş bu bant sadece krem rengi olarak üretilmiş ve üzerinde pati izleri mevcuttur. Foliküler uyarı deseni, daha derin doku katmanlarını uyarmak için köpeğin kıl folikülleriyle birlikte çalışarak lenfatik sıvıların akışına yardımcı olmak için daha fazla alan yaratarak iyileşmeye yardımcı olur ve ödemi azaltır. Her yaş köpek için uygundur, rehabilitatif ya da koruyucu olarak kullanılabilir. Diğer bantlarla aynı özelliklere sahiptir


YAŞLANAN SPORCU VE FASYA

Yaşlanan sporcuda fiziksel aktivitenin devam ettirilmesi, oluşan ağrıların giderilmesi ve rekreasyonel olarak yapılmak istenen spora katılımın tam fonksiyonellik ile sağlanması çok önemlidir. Bu durumdan en çok etkilenen yağılardan biri de fasya dokusudur.

Fasya tüm vücudumuzu saran 3 boyutlu yapıya sahip glikozaminoglikandan ve sudan zengin bir iplikçikler sistemidir. Bu sistem derin ve yüzeyel fasya olarak ikiye ayrılır. Derin fasya yapısı homeostazımızın sağlanmasına yardımcı olurken yüzeyel fasyal sistem epidermis ve dermise küçük iplikçiklerle tutunarak vücudumuzdaki tüm yapıların hareket etmesine/kaymasına yardımcı olur.

Yaralanmış, sertliği artmış, spazma uğramış ya da kısalmış dokuda ilk etkilenen doku fasya olacaktır. Fasyada oluşan yapışıklık önce fasyanın sonrasında ise dokunun mobilitesinde azalmaya neden olacaktır. Dokuda herhangi bir problem olmasa dahi sadece yaşlanmak bile fasyada yapışıklıklar olmasına ve doku mobilitesinde kayba sebebiyet verecektir. Bu mobilite kaybı ile birlikte fonksiyonda azalma ve ağrıda artış beklenen sonuçlardır.

Yaşlanan dokuda fasyadaki su kaybı önemli bir konudur. Su kaybı ile birlikte mobilitesi azalan fasya yaşlı bireylerde fonksiyonun azalmasına ve ağrıya sebebiyet verebilir. Fasyanın su içeriğinin azalmasını Schleip güzel bir örnekle açıklar:

Fasyayı domates püresine benzetebiliriz. Su içeriği arttıkça domates suyuna, su içeriği azaldıkça salçaya benzeyecektir. Bu duruma tiksotrofi denir. Dokular arasında kayma sağlayan sıvının salça gibi yoğun olması doğal olarak kayganlığı ve mobiliteyi azaltacaktır.

Fasyanın su içeriğini arttırmada en etkili yol egzersizdir. Germe egzersizleri başta olmak üzere yapılacak tüm egzersizler fasyanın su miktarını artırarak tiksotrofiyi azaltacaktır. Su içeriği artan fasya daha kaygan ve mobil hale gelecek, böylece hareket açıklığı artacak, fonksiyon artacak ve ağrı azalacaktır. Yaşlanan sporcuda fasyanın mobilitesini artırmak için spesifik çeşitli egzersizler kullanılabilir. Bu egzersizleri planlarken mutlaka fasyal hatlar göz önünde bulundurulmalıdır.

Yukarıda gördüğünüz egzersiz örnekleri aslında pek çok egzersiz programında karşımıza çıkan egzersizlerdendir. Örneğin Tai-chi egzersiz programında benzer egzersizler görülebilirken yine yoga egzersiz programlarında da benzer egzersizlere rastlanabilir. Yaşlanan sporcuda egzersiz verilirken bir diğer dikkat edilmesi gereken nokta ise sporcunun eski yaralanmalarıdır. Eski yaralanmalar tedavi edilmiş ya da edilmemiş olsun mutlaka fasya tarafından hafızaya alınmıştır ve tekrar yaralanmaya açıktır. Bu sebeple mutlaka eski yaralanmalar sorgulanmalı ve durum değerlendirilmelidir.


E-SPOR NEDİR?

Photo by Pixabay on Pexels.com

E-Spor, en genel hatlarıyla “elektronik spor” açılımına sahiptir ve “çoğunlukla profesyonel statüde olan oyuncuların, internet aracılığıyla oynanan dijital oyunlar üzerinden belirli bir sanal oyun alanında düzenlenen rekabetçi müsabakalarda, zihinsel ve fiziksel yeteneklerini geliştirecek şekilde sergileyerekkarşı karşıya gelmesi” şeklinde tanımlanır.

DİJİTAL OYUN 

Son yıllarda dijital oyunların popularitesindeki artış, bu etkinliğin potansiyel faydalarının daha fazla takdir edilmesini tetiklemiştir. Dijital oyun, elektronik bir cihazda oynanan, kurallara tabi ve hedefe yönelik olan, bir veya daha fazla oyuncu için daha fazla eğlence sağlama etkileşimli bir programdır. Bir oyunun kuralları oyuncuya önemsiz bir şekilde üstesinden gelemediği zorlukları sağlar. Kuralların kendileri genellikle kesin, açık ve kullanımı kolay olsa da, oyunun keyfini çıkarmak, kolayca aşılamayan zorlukları sunan bu kullanımı kolay kurallara bağlıdır. Oyun oynamak bu zorlukların üstesinden gelmek için becerileri geliştirme faaliyetidir ve bu nedenle oyun oynamak temelde bir öğrenme deneyimidir. Bu, farklı oyunlarda farklı biçimler alır, ancak oyunların yapılandırıldığı iki temel yolu özetleyebilir ve oyuncular için zorluklar sağlayabiliriz: ortaya çıkma (ilginç varyasyonlar oluşturmak için bir dizi basit kural) ve ilerleme (seri olarak sunulan ayrı zorluklar).

Dijital oyunları oynamanın etkileri çok çeşitli dikkat ve bilişsel yeteneklerde araştırılmıştır. Dijital oyunların bir tür bilişsel eğitimi temsil edip etmediği ve eğer öyleyse, dijital oyunu deneyimi ile hangi özel yeteneklerin geliştirildiği tartışılmaktadır. Birçok çalışma, dijital oyun türünün, bilişin birçok yönüyle (örneğin, yürütme işlevi, görsel işleme ve dikkat kontrolü) bilişsel bir eğitim yöntemi olarak geniş ölçüde etkili olduğunu ve yapılan laboratuvar testlerinde dijital oyun oyuncularının daha gelişmiş olduğunu belirtmektedir. Birçok dijital oyunda, yetenekli hareketler oyunun ana bileşenidir. Örneğin, tipik bir birinci şahıs nişancı oyununda, oyuncular üç boyutlu ortamdaki bir bakış açısını kontrol ederek navigasyon yaparlar ve küçük ve/veya hareketli hedeflere nişan alır ve ateş ederler. Görsel olarak yönlendirilen eylemler, oyun platformlarında farklılık gösteren ancak başparmakla çalışan oyun çubukları (ör. Xbox veya PlayStation denetleyicileri), geleneksel elle çalıştırılan oyun çubukları, hareket tabanlı denetleyiciler (örn. Wii denetleyicileri) ile donatılmış oyun kumandası türü denetleyiciler veya bilgisayar fareleri kullanılarak gerçekleştirilir. Bu eylemler ve bunları gerçekleştirmek için kullanılan cihazlar, birçok laboratuvar tabanlı işaretleme görevine benzerdir. Bu nedenle, dijital oyunlar, hedefleme görevlerinde iyileştirmelere yol açan örtüşen beceri veya stratejiler geliştirebilir. Laboratuvar testlerinde dijital oyun oyuncularının görsel olmayan dikkat, nesne izleme, görsel arama verimliliği, mekânsal görselleştirme ve işleme hızı testlerinde oyuncu olmayanlardan daha iyi performans gösterdikleri gösterilmiştir ve bunların hepsi sensorimotor görevlerde daha iyi performans ile ilgili olabilir. Başka bir çalışmada, dijital oyun oyuncularının, bir dijital görevi kullanarak daha iyi el-göz koordinasyonuna sahip oldukları bulunmuştur. Yapılan çalışmalar en az 1 yıldır haftada 14 saat ve üzeri dijital oyun oynayan bireyleri dijital oyuncu olarak tanımlamaktadır.

DİJİTAL OYUN OYNAYANLAR YA DA E-SPORCULAR FİZİKSEL SAĞLIKLARINI NASIL KORUMALI?

Öncelikle  çok önemli bir nokta kas iskelet sistemi sağlığını korumak. Bu sebeple mutlaka oyun oynarken duruşa dikkat etmek gerekir. Bu sayede uzun süre sabit kalma sonrası oluşacak ağrılardan  kurtulmak mümkün olabilir. Bir diğer nokta, ne kadar oyuncular  için mümkün değil gibi düşünülse de, sabit kalınan duruşun süresini azaltmak, aralarda ara verip fiziksel aktivite yapmak ya da belli başlı postür egzersizlerini yapmak olabilir. Uzun süreli aynı pozisyonda kalmak kas iskelet sisteminin yanısıra kalp ve damar sağlığını da olumsuz etkileyecektir. Bu sebeplerle günlük yaşamın içine fiziksel aktivitenin ve egzersizin mutlaka entegre edilmesi gerekmektedir.